Bugün benim kardeşimin hayata veda ettiği gün ve de ebedi
yolculuğuna uğurlandığı günün 23. senesi ..Biz dört kardeş olup, üçü
kız biri erkek olan altı kişilik çekirdek aileydik..İşte o çekirdek aileden
kalakala tam üç kız kardeş kaldık . 21.05.1992 tarihinde yani bundan yirmiüç sene önce Altunizade semtinde bulunan Marmara Üniversite Hastanesindeydik. Tamda
bu saatlerde kardeşim Erdal lösemi hastalığı ile yaşam
mücadelesi veriyordu. O gece nedendir
bilmiyorum, beni bir türlü uyku tutmadı. Bugün kızım, ben ve kız kardeşlerim
ile kardeşimin köydeki mezarlığını ziyarete gittik. Kabri başında duamızı
ettik.
.O zamanlar benim yaşım
yirmi yedi, rahmetli kardeşimin ise yirmi dört idi. Ablam
Serpil ile birlikte kardeşimin tedavi süreci olan dokuz ay boyunca onun yanında, yani hastane odalarında refakatçi olarak
kaldık..Öyle özel hastanelerdeki gibi refakatçi yatağı falan da yoktu. Bir tek refakatçi
sandalyesi vardı. Sandalye tepesinde
sabahlayıp arada bir şekerleme yaparak
ertesi gün de işe giderdik. Bir gece ben, bir gece ablam dönüşümlü olarak
refakat ediyorduk. Gündüzleri ise, ilaçlarını doktora yazdırarak başhekime imzalatıp
eczaneden alırdık..O zamanlar SSK ilaçlarını başka hastanelerden alamıyorduk. Sosyal güvenlik kurumunun kendi bünyesindeki hastanelerinden
alma zorunluluğu vardı. Ayrıca ilaçları hem çoktu hem de çok ağır; bazen kendimiz taşır bazen de taksi tutarak
getirirdik. Tabii bu ilaç işleriyle daha çok küçük ablam ilgilenirdi..Kendisi bir sağlıkçı
olduğu için hem çalışma saatleri daha uygun hem de çalıştığı hastane, kardeşimin yattığı servise mesafe olarak daha yakındı. Ancak işi çok yoğunsa ben işyerimden izin alarak durumu idare ederdik. Bir şekilde
paylaşmıştık bize düşen görevi, kardeşim kendi hastalığı ile mücadele ederken; bizde abla kardeş onun bu amansız hastalığı ile mücadelesinde hem yanında olmak adına hem de yapılması gereken hastane ihtiyaçlarını karşılamak adına elimizden geleni yapmaya çalıştık. Çünkü büyük ablam evli ve beş yaşında bir kızı
vardı .Onun zamanını yeğenim alıyordu ve aynı zamanda O da resmi dairede çalışıyordu. Annem ve babam ise yaşlı sayılırdı, kardeşim doğduğunda babam kırk yaşındaymış. Biz ikimiz ise bekardık. Kardeşime daha çok zaman
ayırabiliyorduk. Öyle bir üstlenmiştik ki kardeşimin sorumluluğunu, Onun hem annesi hem de babası olmuştuk. Çünkü, annem ve babam vakti zamanında çok zor günler yaşayarak bu günlere geldikleri için; biz de onları; ne kadar az üzersek o kadar iyi olur diye düşünüyorduk. Bu hastalığı
kardeşime hiç yakıştıramamış ve kurtulacağına son gününe kadar da inanmıştık.Canla başla sorumluluklarımızı yerine getirdik. Kim
yakıştırabilir ki yirmi dört yaşındaki bir insana böyle bir hastalığı… İnsanın nasıl ve ne derce yakınlığı olursa olsun genç
ölüm hiç kimseye yakışmıyor…hem de hiç ..Doktorlar uzun sürecek
bir tedavi dönemi olduğunu söyleyerek bizi hazırladılar ve başarılı olursa ilik naklinin
yapılabileceğini söylediler. Bir kemoterapi dönemi başarılı oldu. Bitiminde
on beş günlük ev istirahati verdiler. Bu istirahati yapması gerekiyordu ve buradaki
amaç bir sonraki kemoterapiye psikolojik olarak hazır olması gerekti. Velhasıl; ikinci kemoterapiye başlandı. Doktorların dediğine göre; eğer bu kemoterapi
dönemini de atlatırsa vücudundaki
zararlı hücreler sıfırlanmış olacak ve
ilik nakli gerçekleşecekti
. Biz de ilik nakli olacağına kendimizi inandırmıştık Diğer taraftan doktorların dediğini yaparak kardeşimize destek olmak için donör olarak tetkiklerimizi yaptırdık. Ne yazık ki; refakatçi kalan kardeşler olarak iliğimiz uyumsuz çıktı.Bize söylenen büyük ablamın iliğinin en yakın olduğu ve test sonucunun da nötr olduğu bildirildi..Bu şu demekti; bu ilik ne itiyor ne de çekiyor. Ayrıca bize ilik naklinden sonra atlatılması gereken riskli dönemlerin olacağını da söyleyerek bizi olası kötü duruma hazırlıyorlardı. Tam da bu hazırlıklar içindeyken kardeşimin bağışıklık sistemi çökmüş, boğazını mantar sarmıştı. Meğer işi çok zormuş. Bir hafta kadar kendinde değildi..Benim de o hafta en yakın arkadaşımın nikah şahidi olmamdan dolayı ablamla nöbetleri değiştirmiştik..
. Biz de ilik nakli olacağına kendimizi inandırmıştık Diğer taraftan doktorların dediğini yaparak kardeşimize destek olmak için donör olarak tetkiklerimizi yaptırdık. Ne yazık ki; refakatçi kalan kardeşler olarak iliğimiz uyumsuz çıktı.Bize söylenen büyük ablamın iliğinin en yakın olduğu ve test sonucunun da nötr olduğu bildirildi..Bu şu demekti; bu ilik ne itiyor ne de çekiyor. Ayrıca bize ilik naklinden sonra atlatılması gereken riskli dönemlerin olacağını da söyleyerek bizi olası kötü duruma hazırlıyorlardı. Tam da bu hazırlıklar içindeyken kardeşimin bağışıklık sistemi çökmüş, boğazını mantar sarmıştı. Meğer işi çok zormuş. Bir hafta kadar kendinde değildi..Benim de o hafta en yakın arkadaşımın nikah şahidi olmamdan dolayı ablamla nöbetleri değiştirmiştik..
Ertesi gece nöbet sırası bendeydi Malum geceden aklımda
kalanlar hiçte iç açıcı değildi. Gece saat 03.00' ten sonra kardeşim fenalaştı. Ben hemen
hemşirelerden yardım istedim..Hemşire bir ön kontrol yaparak odadan çıktı ve
yanında bir doktor ile odaya geri döndü. Beni de odadan dışarıya çıkarttılar. Ardından
kardeşimin yattığı odaya acil müdahale cihazları taşındı. Tabi bütün bu
olanların benim gözümün önünde olması kötüydü. Ters giden bir şeyler olduğunu
tahmin etmek o kadarda zor değildi..Çünkü kardeşim son bir haftadır çok iyi değildi ve O bir hafta boyunca baygın bir vazıyette
yatıyordu. Bu döneme tıpta terminal dönemi deniliyormuş, yani sona bir hafta
kala olan dönemmiş. Biz iyileşir umuduyla bekliyorduk..
O gece
benim için tarifi pek mümkün olmayan hislerle doluydu..Niye benim kardeşim ??? niye
ben?? gibi sorularla isyan edesim
geliyordu. Ama " takdiri ilahi" diyerek dua
etmekten başka bir şey gelmiyordu aklıma. Doktorlar odadan çıktıklarında o
koşuşturmacı hallerinden eser yoktu. Belli ki durum kötüydü. Hemşire beni kendi
odasına doğru götürürken tam koridordaki kürsünün önünde " kardeşimin ex
olduğunu" söyledi. Tıpta bunun ne anlama geldiğini biliyordum ve bana yardımcı
olmaya çalışarak: "gel biraz oturalım ve bu telefondan ailene haber verelim" dedi.Daha sonrada bana iyi olup olmadığımı
sordu ben ise şoku atlatır atlatmaz "tamam arayalım" dedim.Büyük bir olgunlukla ailemin bu saatte o şoku
yaşamalarını istemedim ve bu uzun hastalık
döneminde ne kadar üzgün ve ne kadar yorgun olduklarını bildiğim için annemleri aramayı aklımdan bile geçirmedim. Ablamları da gecenin bu saatinde aramak mantıklı gelmedi. Sabah ararım diye düşündüm. .Zaten
annemlere telefon ile o saatte ulaşamazdım..Onun yerine rahmetli kardeşimin
patronunu aradım..Bu kişi bizim hem eski kiracımızdı hem de aile dostumuzdu. Kardeşim
de Onun yanında muhasebeci olarak çalışmıştı. Doktorların kardeşime ev izni
verdiği dönemde kardeşimle birlikte beni bir
hafta evinde misafir etmişti. Kardeşime kan gerektiğinde hem kendisi hem de
mahiyetinde çalıştırdığı elamanlarıyla birlikte kan vermişti. Kardeşim hastanede yattığı sürece bizzat ilgilendi. Beni de zaman zaman arayarak "hastanede gece kötü bir şey olursa sakın babanı arama ilk önce beni ara ben gereken neyse yaparım,yaşlı insanları üzmeyelim. Ben senin yanına gelirim gece
saat kaç olursa olsun mutlaka beni ara" diyerek tembihlemişti ve söyleneni aynen
yapmıştım. Eski kiracımızı aradım ve beni
hastaneden alıp evine götürdü, zaten eve vardığımızda sabah olmak üzereydi. Neredeyse koltuktuğa
yığılacaktım. Başım çok ağrıyordu..bana bir kahve yaparak biraz kendimi toparlamamı sağladı.
Sonra benimle biraz konuştu ve sabah olunca bana "ilk önce akrabalardan bir
ağabeyiniz varsa onu arayalım. o kişi cenaze
işleri ile ilgilenir ve daha sonrada
ablanları ararsın" dedi. Acı haber
vermek o kadar zormuş ki; kardeşimin acı haberini kardeşime veriyordum..Bu
süreci beraber yaşamamıza rağmen ve azda olsa tahmin ettiğimiz bir durumdu, ama hiçte kolay olmadı Ablama haberi söylerken zaten anlamıştı. Sonrasını nerdeyse
hiç hatırlamıyorum. Sadece aklımda kalan Camiden cenazenin çıkışı...Bana organik
olan sakinleştirici bir ilaç verilmişti. Aldığım bu ilaçtan dolayıdır heralde ki
gözümü açtığımda hava karanlık ve evimdeydim. Salondan Kur’an okuma sesleri
geliyor, iki gün uyumamıştım ve o aldığım ilacın etkisiyle ağır uyumuşum..
Bazen kendi kendime geçmişe yolculuk yaptığım zamanlar diyorum ki "acaba kardeşim yaşasaydı ne olurdu? Şimdiye kadar belki de evlenmiş çocukları olmuştu, Onun çocuklarının da halası olurdum. Daha geniş bir aile ve daha neşeli bir aile olurduk sanki " diye düşünüyordum. Onun yokluğu ilk yıllarda çok belirgin ve hep bir hüzün vardı ailede ..Ailece bir araya geldiğimizde hep bir şeyler eksik gibiydi. Hatta kendi nikahımda kardeşimin vefatı üç yıl olmuştu. Nikahımda babamı ağlarken gördüğümde ilk aklıma kardeşim gelmişti " keşke o da aramızda olsaydı " diye aklımdan geçirmiştim ve sanırım babamda bunun için ağlıyordu. en güzel yaşında hayata veda ettin. sevgili kardeşim. Hep özledim. hep özliyeceğiz. mekanın cennet olsun canım kardeşim.. Allah sıralı ölüm versin tüm insanlara...Annemi ve babamı kaybettiğimde onların ölümlerinin; bir doğum gibi çok normal bir vefat olduğunu ama onların yaşadıkları evlat acısının üzüntüsüdür beni asıl sarsan olay ..İşte ben ona ağladım..
ağladım...ağladımmmm..ağladım...
Bazen kendi kendime geçmişe yolculuk yaptığım zamanlar diyorum ki "acaba kardeşim yaşasaydı ne olurdu? Şimdiye kadar belki de evlenmiş çocukları olmuştu, Onun çocuklarının da halası olurdum. Daha geniş bir aile ve daha neşeli bir aile olurduk sanki " diye düşünüyordum. Onun yokluğu ilk yıllarda çok belirgin ve hep bir hüzün vardı ailede ..Ailece bir araya geldiğimizde hep bir şeyler eksik gibiydi. Hatta kendi nikahımda kardeşimin vefatı üç yıl olmuştu. Nikahımda babamı ağlarken gördüğümde ilk aklıma kardeşim gelmişti " keşke o da aramızda olsaydı " diye aklımdan geçirmiştim ve sanırım babamda bunun için ağlıyordu. en güzel yaşında hayata veda ettin. sevgili kardeşim. Hep özledim. hep özliyeceğiz. mekanın cennet olsun canım kardeşim.. Allah sıralı ölüm versin tüm insanlara...Annemi ve babamı kaybettiğimde onların ölümlerinin; bir doğum gibi çok normal bir vefat olduğunu ama onların yaşadıkları evlat acısının üzüntüsüdür beni asıl sarsan olay ..İşte ben ona ağladım..
ağladım...ağladımmmm..ağladım...